Ortadoğu Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ortadoğu Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Ocak 2023

Ninova ve Nimrud'u kazan Arkeolog Layard, (Y)Ezidilere Yaptığı Ziyareti Anlatıyor. -1-


Layard

1817 yılında Paris'te doğan Austen Henry Layard, Ninova ve Nimrud'da kazılar yapan arkeolog ve diplomattır. Kazılar sırasında çevreyi gezen ve araştırmalarda bulunan Layard'ın iki ciltlik anı kitabı vardır.

Kitabının adı oldukça uzundur: "Nineveh and its Remains: with an Account of a Visit to tile Chaldaean Christians of Kurdistan, and the Yezidis, or Devil-worshippers; and an Inquiry into the Manners and Arts of the Ancient Assyrians (Nineveh ve Kalıntıları: Kürdistan'ın Keldani Hristiyanları'na bir ziyaretin kayıtları ve Yezidiler ya da Şeytan'a tapanlar; Eski Asurlular'ın gelenek ve sanatları hakkında araştırma")

[Kaynak adını orijinalinde olduğu gibi aldım DK]



Aşağıdaki uzun anlatı yazarın kitabından alınmış bölümlerdir. Sayfa numaraları köşeli parantez içinde belirtilmiştir. Bu kitabı Avesta Yayınları çevirip basmış fakat ben bulamadım. Bulsaydım ona da danışacaktım. Aşağıdaki bölümleri İngilizceden ben çevirdim. Cümlede olmayan kelimeleri anlaşılmayı kolaylaştırmak için iki çizgi (tire) arasında verdim.
 
Ninova'dan bir rölyefin yeniden çizimi. Kaynak, aus Layards Buch "Ninova ve Babil; 1849, 1850 ve 1851 yıllarında Asur'a yapılan ikinci bir seferin öyküsü" Layard iyi bir ressamdı, gördüklerini çizerek görsel belgeler de bırakmıştır.



NİNOVA VE KALINTILARI 


BÖLÜM II


[Sayfa 39]Bitlis'ten Cizre’ye üç yol vardır; iki tanesi genellikle kervanların uğrak yeri olan, ancak çok zor ve sarp olan sert dağların üzerinden geçer. Üçüncüsü daha dolambaçlıdır ve Dicle'nin doğu kolunun vadileri boyunca kıvrılır. Herzan ilçesinin Yezidi köylerini ziyaret etmemi sağladığı için sonuncuyu seçtim. 20'sinde Bitlis'ten ayrıldık.

Bitlis'ten yaklaşık sekiz mil uzaktaki yol, dağın yamacından devasa bir kaburga gibi çıkıntı yapan kalkerli bir kaya kütlesinin içinden yaklaşık yirmi fit uzunluğunda bir tünelle taşınıyor. Çağlar içinde bu yatağı oluşturan maden akıntısı hâlâ iş başında, kenarlarından büyük sarkıtlar çıkarıyor ve çok geçmeden tüneli kapatmakla tehdit ediyor. Bu tünelin kimler tarafından hangi dönemde kesildiğine dair herhangi bir kitabe bulunmamaktadır.

15 Aralık 2019

Knossos Sarayındaki Duvar Resimleri Ne Kadar Gerçek? Yazılı Kanıtlarla Desteklenmeyen Görsellerde Yorumlama Sorunu

Dilara Kahyaoğlu

[Bu yazıda yazılı kaynakların olmadığı veya az sayıda olduğu dönemlere ait görsellerin, buluntuların  yorumlanmasında ne derece gerçeğe yaklaşılmaktadır, eski görseller bize ulaşırken bozulmaya uğruyor mu, kanıt nedir, inanç nedir, teori nedir, kuşku iyi bir şeydir ama nereye kadar kuşku duyulmalı gibi konuları tartışıyor, soru soruyorum.]
Knossos Sarayı'ndan Bir Duvar Resmi, Girit.  
Orijinallerin parçaları şuradadır: Ulusal Arkeoloji Müzesi, Atina, Yunanistan / Bridgeman Sanat Kütüphanesi.

Minoslu sanatçılar bina duvarlarını canlandırmak için sıva üzerine canlı renklerle boyanmış büyük duvar resimleri yapmışlardır. Bu resim Knossos'taki sarayda, havada takla atmakta olan bir gencin bir boğanın üzerinde gerçekleştirdiği akrobatik performansı gösteriyor. Bazı bilim insanları bu tehlikeli sıçramanın dinsel bir nedeni olduğunu düşünüyor. Yani onlara göre bu gösteri bir dinsel ritüel. Bir kısım bilim insanı ise bu gösterilerin sadece eğlence amacıyla yapıldığını, sirkteki gösterilerden bir farkı olmadığını dile getiriyor.

İşin doğrusu amaçlarının ne olduğunu bilemiyoruz. Sadece tahminde bulunuyoruz çünkü elimizde bunu neden yaptıklarını bize anlattıkları bir yazılı belge yok. Sadece görsellerden yola çıkarak yapılan yorumların yüzde yüz doğru olduğunu düşünmek hatalı bir yaklaşımdır hatta bu konularda yorum yapanların dili tartışılmaz bir kesinlik taşısa bile yine de bir kuşku payı bırakmalıyız çünkü bu resimleri günümüzün bakış açısıyla yorumluyoruz. Gerçekte binlerce yıl önce yaşamış bu insanların kültürüne tam anlamıyla nüfuz edebilmiş değiliz. Bu yorum, yazılı belgeleri hiç olmayan veya az sayıda olan kültürler için söz konusu.  Oysa Mısırlılar ve Sümerlerden bize ulaşan; kendilerini ifade ettikleri, kültürlerini anlattıkları o kadar çok yazılı belge var ki. Bu nedenle bu uygarlıkların görsellerini doğru yorumlamakta oldukça başarılıyız. O yorumlara güvenebiliriz çünkü onlar yazılı kanıtlarla, bilimsel bulgularla desteklenmektedir.

23 Ekim 2019

Paşaların Kaçması ve Mondros Ateşkes Antlaşması

Dilara Kahyaoğlu
2011-19

Şam'ın (Damascus)  geç düşmüş olması savaşın gidişi açısından çok da belirleyici değildi.
Çünkü hem İngilizler hem de Araplar (ki bundan pek bahsedilmez Türkçe ders kitaplarında)
1918 yılında Halep'e kadar ulaşmışlardı zaten.
Diğer yandan İran Körfezi'nden gelen İngiliz birlikleri yukarı (kuzeye) doğru çıkarak Musul'a ulaşmıştı.
Sonradan hatırlanan ve son zamanlarda sıkça sözü edilen Kut ul Amara savunmasının bu genel tabloyu bozacak
bir gücü hiç olmamıştı.  Aksine ana birlikler bu savunma ceplerine sıkışmış alanlara az sayıda kuvvet bırakıp
onları oraya mıhlayıp oyalamayı, zamanı gelince de tutsak alınmalarını hedeflemişlerdi.
Böylece bir engelden kurtulan ana birlikler ilerlemeye devam etti.  Aşağıdaki haritaya bkz.

İngiliz birlikleri körfezden yukarıya çıkıyor. Kut ul Amara cebini de görmek mümkün haritada.
Önü kesilemeyen birlikler kuzeye ilerlemeye devam etmiş ve Musul yakınlarına gelmiş.
Haritaların kaynağı; A Military Atlas of the First World, Arthur Banks, 2001/4
Kendi taramalarım.  DK

16 Ekim 2019

Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı'nda

Dilara Kahyaoğlu
2011-19
Savaş zamanının Osmanlı yöneticileri
Kaynak: Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Askerleri, Atlas Dergisinin eki, 
Savaşa Giriş Nedenleri
Savaş öncesinde ülkenin karşı karşıya kaldığı siyasi, ekonomik, askerî ve toplumsal koşullar ile yönetici elite (İTC yöneticileri) egemen olan siyasi-ideolojik bakış açısı gözden geçirildiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girme nedenlerini şöyle sıralamak mümkündür:
• İtilaf Bloku'nda yer alan devletlerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı izledikleri saldırgan politikalar
• Son savaşlarda kaybedilen toprakların geri alınmak istenmesi
• Ekonomik bağımsızlığın kazanılmak istenmesi
• Almanya’nın savaştan üstün çıkacağı düşüncesi
• Osmanlı-Alman yakınlaşması
• Turan İmparatorluğu kurma düşüncesi
Yukarıda ana hatlarıyla verilen nedenler, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa sürüklenmesinde başlıca rolü oynadı.
Seferberlik ilanından sonra Sultanahmet'de yapılan destek mitinginden bir sahne
Kaynak: Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Askerleri, Atlas Dergisinin eki, 


14 Ekim 2019

Zihin Haritasıyla Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşı'na Girişi

2011-19
Zihin Haritasıyla Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşı'na Girişi
Harita bana aittir DK


Çalışma Soruları

1. Elinizdeki kaynakları ve zihin haritasını değerlendirerek şu soruyu tartışınız. "Osmanlı Devleti Müttefikleri yenildiği için, yenilmiş sayıldılar" iddiası doğru mu? Görüşlerinizi argümanlarla destekleyiniz. 

2. Haritada Osmanlıların ağır antlaşmalar imzalamasının nedeni olarak kısaca, "gizli antlaşmalar" denilmiştir. Ne demek bu? Burada anlatılmak istenen fikri açıklayınız. Somut örnekler vererek açıklamanız gerekmektedir. 

3.  Elinizdeki kaynakları ve zihin haritasını değerlendirerek şu soruyu tartışınız. "Osmanlı Devleti, Almanlara ait iki savaş gemisi Rus topraklarını bombaladığı için savaşa girmiş sayıldı" iddiası doğru mu? Görüşlerinizi argümanlarla destekleyiniz. 

08 Şubat 2019

İbn Battuta Seyahatnamesinden Ötekileştirme Örnekleri

Dilara Kahyaoğlu

14. yüzyılda yaşamış olan Battuta Faslı, mensubu olduğu Levâte kabilesi Berberî asıllı olup zamanında Berka'dan Tanca'ya göçmüş. Ve diğer Berberiler gibi Maliki mezhebine mensuptu. Bunu Arap kökenli olmadığının altını çizmek için özellikle yazdım.

Şimdi 14. yüzyılda yani daha Yeniçağ'a henüz girmek üzereyken nereden çıktı bu "ötekiler" diyebilirsiniz.

"Ötekileştirme""Ayrımcılık" Nefret Söylemi" vb. İnsan Hakları bağlamında negatif anlam yüklü kavramlar olarak 20. yüzyılda bir norm haline yani hukukun bir parçası haline getirilmiş olabilir ama bu olgusal gerçeklik;  bundan önceki tarihlerde hatta çok eski tarihlerde belli konularda (özellikle dini ve cinsiyetçi) ayrımcılık ve ötekileştirme yapılmadığı anlamına gelmez. İnsanlar yüzyıllar önce de ayrımcılık yapıyorlardı halen daha yapıyorlar. Nihayet İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yeniden tasarlanan ve demokratik İlkelere göre inşa edilen Avrupa ve Dünya politik sahnesini oluşturan reformist fikirler gökten zembille inmedi. Geçmişte gerçekleşmiş olumsuz örneklerden yola çıkıldı, onlar bir daha olmasın diye çaba harcandı ve buna uygun yasalar, ilkeler, değerler geliştirildi. Bu yapılırken yine geçmişte yaşanmış olumlu örneklerden de yol gösterici olarak yararlanıldı. Meseleye böyle bakarsak kavramın kendisini yeni olabilir ama olgunun kendisi eskidir ve bu bağlamda yaklaşımım anakronik değildir.

02 Aralık 2018

Ortaçağ ile İlgili Konuların Linkleri, Kaynakça, Sözlük ve Sınav Soruları

Dilara Kahyaoğlu
2018-Aralık
Kaynak: Ortaçağ Tarih Atlası
11. yüzyıl insanlarının (okumuşların, bilginlerin, ilgilenenlerin) dünyalarının sınırları bu kadardı,
Dünya'yı böyle algılıyorlardı.
Avrupa merkezli bakış olduğunu da ayrıca belirtelim

Konuların Linkleri

01 Aralık 2018

Haçlı Seferleri

Dilara Kahyaoğlu
1998-2018
1135 yılını gösteren  Ortadoğu Haritası
Birinci ve İkinci Haçlı Seferleri arasındaki siyasi durum...


Haçlı Seferleri; Batılı Hıristiyanların Kudüs’ü ve öteki kutsal yerleri Müslümanların elinden almak için düzenledikleri askeri seferlerdir. Tarihsel olarak ifade etmek istersek 1095 ile 1270 arasına denk düşer. Bu süre zarfında batıdan doğuya sekiz ana sefer ve 1291’den sonra da bir dizi küçük sefer düzenlenmiştir.

Haçlı seferlerine neden olan tarihsel koşullar
1. Biliyorsunuz 11. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa bir dizi feodal krallıktan oluşuyordu. 9. yüzyıldan itibaren Avrupalılar tarım alanlarını genişletmeye başladılar - ki bunu daha çok ormanları yakarak yapmışlardır- Bu durumda artan tarım ürünlerinin etkisi ile Avrupa’da 10. yüzyılda büyük bir nüfus patlaması yaşandı. Bu durumda Avrupalıların önünde çözmeleri gereken iki ana sorun var. Biri artan tarım ürünlerini satacak başka pazarlar bulmak, ikincisi artan nüfusun yarattığı istihdam ve geçim sorunu.   O sıralarda Akdeniz ticareti İtalyanların elindeydi ama diğer Avrupa krallıkları bu durumdan göreceli bir şekilde daha az yararlanıyorlardı. Aslında gerek kıta Avrupa'sı için gerekse İtalyanlar için ana sorun Akdeniz ticaretinin daha ileri noktalara yani Doğu'ya taşınamamasıydı, çünkü Doğu ticareti Müslümanların elindeydi. Demek ki kavramamız gereken halka mallarını satmak istiyorlar, Doğu ticaretine ulaşmaya çalışıyorlar ama bu noktada önlerinde bir engel var: Müslümanlar…

27 Mart 2018

Göbekli Tepe: Erken Neolitik Dönem


Oliver DIETRICH, Jens NOTROFF
2017



Göbekli Tepe. Genel görünüş
Resim Kaynak: Aktüel Arkeoloji
Geçtiğimiz 30 yıl içerisinde Yukarı Mezopotamya’nın Erken Neolitik Dönemi üzerine sahip olduğumuz bilgiler köklü değişikliklere uğradı. Bölge uzun bir süre boyunca bu döneme ilişkin araştırmalarda çevresel bir role sahipti. K. Kenyon’un [Arkeolog Kethleen Kenyon] Eriha’daki çalışmalarının ardından, besin üretiminin köklerini araştıran arkeologlar, uzun bir süre Güney Levant bölgesine yöneldi. Eriha’dan elde edilen veriler [bkz. Natuf Kültürü], Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemin; Çanak Çömleksiz Neolitik A (MÖ yaklaşık kal. 9600-8800) ve Çanak Çömleksiz Neolitik B (MÖ yaklaşık kal. 8800-7000) olmak üzere iki alt döneme ayrıldığını gösterdi.* Ancak Eriha’da yapılan keşifler bununla sınırlı değildi. Yapılan araştırmalarda keşfedilen duvar ile ünlü kule yapısı, bir “kent”te yaşamakta olan bir erken hiyerarşik topluluğun varlığına ilişkin kanıt olarak değerlendirildi. Keşfin ardından uzun bir süre boyunca duvar ile kulenin fonksiyonuna ilişkin tartışmalar devam etmekle birlikte, yerleşmenin bir “kent” olduğu, Güney Levant bölgesinin ise Neolitikleşme sürecinin çekirdek bölgesi olduğu kabul edildi. **

23 Mart 2018

Kronoloji Çalışması: İlkçağ Tarihinde Kilometre Taşları

Dilara Kahyaoğlu
2004

Kronoloji: Yakındoğu ve Akdeniz'de 
Belli Başlı Gelişmeler

Ur Standardı'ndan ayrıntı
"Çalgıcılar"
MÖ 3500: Kökenleri hakkında hiçbir şey bilinmeyen Sümerler, Aşağı Mezopotamya’da şehir devletleri halinde ortaya çıktılar.

MÖ 3100:  Kral Menes Aşağı ve Yukarı Mısır’ı birleştirerek tanrı-kral olarak kabul edilen firavunların yönettiği Mısır Krallığını kurdu. En güzel piramitler eski krallık denilen bu dönemde yapılmıştır.

MÖ 3000: Sümerler çivi yazısını buldu. Bu yazı Anadolu dahil bir çok yerde yazının gelişmesine öncülük etti.

MÖ 2400:  Akadlar, Mezopotamya’nın ilk imparatorluğunu kurdular

07 Mart 2018

Bereketli Hilal

Dilara Kahyaoğlu
2018 Mart

[Haritaları adı geçen kaynaklardan ben taradım. Üzerine tıklayarak büyütebilir, böylelikle lejantları ve ayrıntıları istediğiniz gibi inceleyebilirsiniz.]


Yukarıdaki haritada orak şeklinde görünen koyu renkli bölge Bereketli Hilal'in en eski çekirdek bölgesidir.  
20. yüzyıl ortalarında (Eriha vb. bulunmasının ardından) çekirdek bölge sadece Güney Levant ile sınırlıyken, Kuzey Mezopotamya ve Anadolu'daki arkeolojik keşiflerin ardından haritada olduğu gibi genişlemiştir. 
Mezopotamya, İletişim Yayınları, s. 18
Bereketli Hilal (Fertile Crescent), Batı ve Yakındoğu/Ortadoğu/Önasya uygarlıklarının doğduğu bölge olarak bilinir. İlk tarım, hayvanların evcilleştirilmesi, ilk köyler (aklımıza gelen bütün ilkler) bu bölgede ortaya çıkmıştır.

Bereketli Hilal, Akdeniz ikliminin egemen olduğu, kışları yağışlı yazları kurak geçen, hilal şeklinde bir görüntüye sahip bereketli topraklardır. Bu ismi ilk kez; ABD'li Doğubilimci (oryantalist) James Nery Breasted  (1865-1935) kullanmıştır:
"Bu büyük yarım dairenin tümünü içeren coğrafi ya da politik bir isim yoktur. Bu yüzden yeni bir terim kullanmalı ve Verimli Hilal olarak adlandırmalıyız." * ( J. N. Breasted, 1914-1916)

02 Mart 2018

Sümer Silindir Mühürleri

Dilara Kahyaoğlu
2018 Mart


"Mezopotamya tarafından sanata yapılmış en önemli katkılardan biri silindir mühürlerdir. Başlangıçta gönderilen ya da depolanan malların sahiplerini tanıma ve koruma amacıyla icat edilmişler, zaman içinde resmi belgelerde bir tür imza olarak kullanılır olmuşlardır. İşlem, silindiri ıslak kil üstünde döndürüp mührün desenini basmaktan ibarettir. Mühürcüler tarafından taş silindirler üstüne oyulmuş bu desenlerin içeriklerinin Sümer mitolojisi çalışmamız için çok büyük değeri vardır." Kramer, Sümer Mitolojisi, Kabalcı Yayınevi

kaynak
Bu mühürle ilgili aşağıdaki açıklamayı okuyunuz.

18 Kasım 2017

Med ve Pers İmparatorluğu

Dilara Kahyaoğlu
1997-2004
Kasım 2017
Kral Büyük Darius, Ahuramazda'yı temsil eden sembolünün altında rakiplerine kimin egemen olduğunu gösteriyor. Elleri bağlı kişiler yine bu yazıtta belirtildiği gibi 19 savaşta  yendiği ayaklanan dokuz kişiyi temsil etmektedir. Çizmesiyle ezdiği kişin Ahamenişlere isyan eden Gaumata (Veya Prens Bardiya) olduğunu belirtiyor tarihçiler.
 Behistun (Bisütun) Yazıtı frizleri, MÖ 6. yüzyıl
Bu yazıt çok dilli yazılmıştır (Eski Pers, Elam ve Akad) ve çivi yazısının çözülmesinin yolunu açmıştır. Kitabede şu yazar:
"Ben Darius'um, büyük kral (şah), kralların kralı (şahenşah), Pers kralı, ülkenin kralı ... Ahameniş Beylerinin... Ahuramazda'nın  lütfuyla kral oldum. Ahuramazda bana krallığı verdi. ...." Tamamı için kaynağa bkz.

12 Kasım 2017

Fenikeliler, İbraniler, Filistinliler

Dilara Kahyaoğlu
1997-2004
Kasım 2017


Fenikeliler
Fenikeli Biblos kralı Ahiram'ın Lahdi olarak bilinir. Ahiram Lahdi.
Üzerinde 38 kelimeli bir kitabesi bulunur. Byblos'un Eski Fenike lehçesinde yazılmış ve bugüne kadar keşfedilen önemli uzunluğa sahip Fenike alfabesinin en eski örneği olarak kabul edilir.https://en.wikipedia.org/wiki/Ahiram_sarcophagus

Eski Yakın Doğu Uygarlıkları arasında özel bir yeri olan Fenike ve Filistin tarihsel bölgesi Akdeniz’in doğusunda bulunur. Bu bölgeler, coğrafi ve tarihi koşullar nedeniyle; Mezopotamya, Mısır, Anadolu ve Arabistan’a geçiş sağlayan bir kara köprüsü konumundaydılar. Bu nedenle Fenike ve Filistin Ortadoğu tarihinde daima özel bir yere sahip olmuşlardır. Günümüzde Lübnan’ı ve Suriye ile İsrail’in bir kısım topraklarını içine alan Fenike, Kuzeyden batıya doğru uzanan, Lübnan Dağları ile çevrili, denize paralel, oldukça dar bir alandır.

04 Kasım 2017

Kısa Eski Mısır Tarihi ve Ders Planı


 Dilara Kahyaoğlu
 1997-2004
Kasım 2017

* Kaynak için bkz. İlgili kitaptan taradım. 

11 Haziran 2016

Mezopotamya Uygarlıkları

Dilara Kahyaoğlu
1997-2004
Kasım 2017


Nehir Vadisi Uygarlıkları - İlk Uygarlık Merkezleri- Su Uygarlıkları
http://www.amherstschools.org/webpages/mgoss/index.cfm?subpage=27043
Mezopotamya terimi, yunanca kökenli olup “iki nehir arası” anlamına gelir. Araplar ise bölgeye
“El-Cezire” demektedir. Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bu verimli topraklar bugün Irak Devleti’nin sınırları içindedir. Nehirlerin akış yönüne göre ilkçağda (günümüzde de) Toroslar ile Bağdat şehri arasında kalan bölgeye Yukarı (Kuzey), Bağdat ile Basra (İran) Körfezi arasında kalan bölgeye Aşağı (Güney) Mezopotamya denilmekteydi(dir).

Mezopotamya Uygarlığının kurucusu kabul edilen Sümerlerin MÖ 4000’de Orta Asya’dan geldiklerini düşünenler olduğu gibi İran yöresinden veya kuzeyden geldiklerini düşünenler de vardır. Bunların göçebe çoban topluluklar olduğu tahmin edilmektedir. Dünya uygarlık ve kültürünün temellerinin atıldığının düşünüldüğü bu bölgede, ilkçağ boyunca; Sümer, Elam, Babil, Akad (aşağı), Asur (yukarı) devletleri kurulmuştur.

05 Nisan 2016

Yahudi Tarihinin Birinci Elden Kaynakları ve Tarihçilik



Dilara Kahyaoğlu
2014

Amaç:  Yahudi tarih ve tarihçiliği üzerinden tarihçilik yöntem ve sorunlarını tartışır.
Kilit Beceriler: Analiz, Tartışma, Çıkarımda Bulunma, Eleştirel Düşünme, Araştırma


Kaynak 1: 
“İbrani Kutsal Kitabı”
Yahudileri ve Yahudiliği anlamaya çalışan herhangi bir yaklaşım, İbrani Kutsal Kitabı’na ön planda yer vermelidir. Fakat Kutsal Kitap, en azından ilk bölümleri, tarihsel bir kayıt değildir. Sadece önceki olayların bir yorumunu ileri sürer, bir destan harmanıdır, şiir ve propagandadır, en azından ulusal kökenler hakkında, açığa çıkardığı kadarını örten biçimleyici bir mitostur. Onun tarihsel önermelerini sınayacak araçlardan yoksunuz ve gerçek olaylarla, bunların kronolojisi, karmaşık bir anlaşmazlığın konusudur. Arkeoloji ve komşu halkların kayıtları, kuşkusuz hikâyenin boşluklarını doldurmakta yardımcı olacaktır; ancak resim yine de karanlık ve bölük pörçük olmaya devam etmektedir.  
Lange, Nicholas de. «Yahudi Dünyası.» Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi. S:14

Bir Kimlik Sorunu: Kim Yahudidir?

Dilara Kahyaoğlu
2014

Amaç:  Aidiyet veya kimlik meselesini Yahudi Kimliği üzerinden tartışır…
Kilit Beceriler: Tartışma, Araştırma, Değerlendirme


İsrail Devleti kurulduktan on yıl kadar sonra İsrail Parlamentosu, “Geri Dönüş Yasası”  adı verilen bir yasa çıkarttı. Buna göre dünyanın dört bir yanındaki tüm Yahudilere, doğrudan vatandaşlık ve ülkeye giriş hakkı veriliyordu. Ancak bu yasada önemli bir eksiklik vardı: Yahudi Kim’di?

İsrail Hükümeti 20 Temmuz 1958’te buna açıklama getirmeye çalıştı ve şöyle bir karar aldı: “Samimiyetle Yahudi olduğunu ve başka hiçbir dinin gereklerini yerine getirmediğini beyan eden kişi, Yahudi olarak kaydedilir."

Yahudilik, Millilik ve Evrensellik

Dilara  Kahyaoğlu
2014


Amaç:  Yahudilik; evrensellik ve millilik paradoksu üzerinden tartışılır. Bilgi edinir, araştırır.

           Kilit Beceriler: Araştırma, Eleştirel Düşünme, Tartışma



Kaynak 1:  
MÖ 300 yılında Yahudi Dünyası


İleride daha da genişleyecek olan Yahudi diasporasının başlangıcı bu haritada görülmektedir. Yahudi yerleşimi henüz Yahudi’ye ve Babil’de yoğundur. Bu erken dönem batıya yayılma hareketinin etkisi;  MÖ 2. ve MS 3. yüzyıllarda daha net olarak görülecektir. Yahudi kolonilerinde yaşayan halkın çoğu; Aramice veya İbranice değil Yunanca konuşmaktadır. Zamanla aradaki kültürel farklılık giderek açılacak ve Hristiyanlık yayılma gücünü daha çok bu halklarda bulacak, Yahudilerin tohumlarını attığı Tek Tanrıcılık inancının; dinamik ve verimli topraklarında yeşerecektir. 
Yahudi Dünyası, Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisinden taranmıştır.

İbrani Tarihini ve Kültürünü İncelemek

Yazar 
Dilara Kahyaoğlu 2014


Amaç:  İbranilerle ilgili belli başlı isimler, olay ve olgular bilgisini, metinler görseller ve haritalar aracılığıyla inceler, alıştırmaları yaparak öğrenir, kendini sınar.


Kilit Beceriler: Okuma, Harita Okuma, Görsel Okuma, Tartışma, Araştırma, Analiz


Kaynak 1
İbraniler ve İsrailoğulları


Kitabı-Mukaddes’e göre; İsrailoğullarının ataları olan Kuzey Sami kavimlerine İbraniler denilirdi. Bu kelime İbranice İVRİM olarak telaffuz edilir. Önderleri İbrahim’in Mitannilerin egemenliği altındaki Harran’dan, Kenan ülkesine kabilesiyle birlikte göç ettiği kabul edilir (y. MÖ 2. binyılı başı). İbrahim’in torunu olan Yakup’un adı Tanrı tarafından İsrail olarak değiştirilmiş, İsrail’in oğulları ve torunlarının adıyla anılan 12 kabile İsrailoğullarını oluşturmuştur.