Eğitim Üzerine Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim Üzerine Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Nisan 2026

Ölçme ve Değerlendirmede, Eğitim ve Öğrenimde Geçerlilik

Dilara Kahyaoğlu


Geçerlilik; bir değerlendirmenin (yazılı/sözlü sınavlar, testler vb.) ölçmek için belirlediği şeyi (hedef, kazanım) ölçüp ölçmediğini ifade eden bir terimdir, kriterdir. Geçerlilik sadece okullarda değil değerlendirme yapan her yerde kullanılan veya kullanılması gereken bir kriterdir. 

Bu kriterin çeşitleri şunlardır:

Görünüş Geçerliliği

Kapsam Geçerliliği 
Sınavlarda sorular ve maddeler aracılığıyla ölçülen şey, hedef nedir? Bu ölçülen şey; ölçülmesi gereken hedef kazanımları ne derece kapsıyor? İşte Kapsam Geçerlilik kriteri bunu tartışır. Diyelim ki 9. Sınıf tarih derslerinin ilk yazılı sınavında öğrenciler ilkçağ tarihini işlemiş olmalarına rağmen hiç soru gelmedi. Programda belirtilen hedef kazanımların hiçbiri bir soruya dönüştürülerek sorulmamış. Bu durumda o sınavın kapsam geçerliliği açısından sınıfta kaldığından söz edebiliriz.

 


Tahmin

Yapı

Sınavlarda temel olarak şu üç nitelik aranır:

1.      Geçerlilik

2.      Güvenilirlik

3.      Kullanışlılık

Güvenilirlik konusunu başka bir yazıda açıklamaya çalışmıştım. Bu yazıda da Geçerlilik üzerinde duruyoruz.

 


 

§       Rubrik oluşturuken genellikle kulanışan dercelendirme Likert Ölçeği

A)     Her zaman

B)     Sık sık

C)     Yeterince

D)     Seyrek

E)      Hiçbir zaman

 


Kullanışlılık üzerinde duracak olursak. Burada üç kriteri öne çıkarıyoruz

Bir ölçme aracının (ölçek, örneğin çoktan seçmeli) hazırlığı, uygulaması, değerlendirmesi kolay mı, çabuk ve ucuz mu? Burada yararı ile sınavın maliyeti arasında bir denklik sağlamaya çalışıyoruz.  





30 Aralık 2019

Tarihsel Haritalarda Gösterilen Bilgiler Durağan Değildir

Dilara Kahyaoğlu
Aralık, 2019

Okullarda verilen derslerde ve en önemlisi ders kitaplarında kullanılan haritaların (tabloların, grafiklerin vb.) hiç değiştirilmeden yıllarca kullanıldığını bilirsiniz ve bunu gayet olağan karşılar bir çoğumuz. Oysa olağan değildir. Tarih ve sosyal bilimler  dinamik derslerdir. Her yeni bulgu yeni bir bilgi getirir. Arkeolojik ve antropolojik araştırmalarda elde edilen yeni bulguların yanı sıra  geliştirilen yeni teknikler sayesinde, geçmiş bulgular üzerinde o zamana kadar hiç bilinmeyen veya gözden kaçmış bir çok yeni bilgi ediniyoruz. Bütün bunlar bilgiyi hareketli kılıyor. Tablolar, haritalar, açıklama ve yorumlar; sürekli değişiyor, gelişiyor. Nasıl 2019 yılına ait ekonomik verileri 2020 yılı için kullanamıyorsak -bu kadar hızlı olmasa da-  haritaları, tabloları ve grafikleri de kullanamayız.  Çok hızlı bir değişim var. Bu hızlı değişime rağmen öğrenim materyalleri çok yavaş değişiyor veya hiç değişmiyor. Bu çok sakıncalı bir durumdur.
Bakın bu haritadaki bilgiler her zaman güncelleniyor.
Bir müddet sonra bu haritaya baktığımızda daha farklı yerler ve tarihler göreceğiz.
Görsel Kaynak: Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari
Bir kere öğrenci tarih ve sosyal bilimler çalışırken bu değişime tanık olma şansını kaçırıyor. Hem yanlış ve/veya eksik bilgi öğreniyor hem de değişmez, sabit bir geçmiş algısıyla donanarak mezun oluyor. Bu çok tehlike bir yaklaşım. Bu durum, eleştirel düşünme becerisinin gelişmesinin, yeni fikirlere açık olmanın, bilimsel merak ve araştırmanın; önüne set çeken bir yaklaşımdır. Öğrencilere yapılan kötülükleri saya saya bitiremeyiz aslında. Ezber eğitim, anlamlı olmayan öğrenme dediğimizde tam olarak bunları kast ettiğimizden emin olalım. Çünkü çoğu insan, ezber eğitim denilince, bir makine gibi eldeki bilginin anlamını bilmeden ezberleme ve bunu sınavlarda aynen söyleme olarak anlıyor. Bu işin en basit yönü. Ezber eğitim, anlamlı olmayan öğrenme; devasa bir kara deliktir. O nedenle ezber eğitimi anlatırken biz de ezberden bir şeyler söylemesek iyi olacak.

İki harita arasında fark var.
Bu farkların neler olduğunu bulunuz?
Görsel Kaynak: World History, William J. Duiker & Jackson J. Spielvogel, 2014



NOT

Milattan Sonra (MS) için kullanılan kısaltmalar
AD: (Anno Domini), latince bir kelimedir ve in the year of our Lord anlamına gelir. Yani İsa, kastedilerek Efendimiz'in Yılı anlamında kullanılmaktadır. Türkçe'de Milattan Sonra anlamında kullanıyoruz. Kısaltarak; MS (M.S.) olarak yazıyoruz. İS (İ.S.) şeklinde de kullanılır (İsa'dan Sonra).

Yahudi tarihçiler ve/veya bu din odaklı kısaltmaya karşı çıkanlar;

CE: (Common Era) yani Bilinen Dönem anlamına gelen CE kısaltmasını kullanırlar.  Bu kısaltma Türkçe tarih yazımına yerleşmemiştir.

Şu önemli: Milattan Sonra için hiç bir kısaltma kullanılmaz. Doğrudan tarih yazılır. Ama bazen vurgulamak için bazen de Milat'a yakın bir dönem veya iki dönemi de aynı anda yazmak söz konusuysa karışıklığı önlemek için  kısaltma kullanılır.

Milattan Önce için kullanılan Kısaltmalar

BC (Before Christ) ise İsa'dan önce anlamına gelmekte ve 'Milattan Önce' anlamında kullanılmaktadır. Türkçe'de MÖ (M.Ö.) veya İÖ (İ.Ö.) şeklinde kısaltıyoruz.

Yahudi tarihçiler ve/veya bu din odaklı kısaltmaya karşı çıkanlar;

BCE: (Before Common Era) kullanıyor. Bu kısaltmanın açılımı Bilinen Dönemden Önce anlamına gelmektedir. Türkçe'de yine  MÖ (M.Ö.) veya İÖ (İ.Ö. -İsa'dan Önce anlamına gelmektedir-.) kısaltmasını kullanıyoruz. 

Milat: Arapça olan bu kelimenin anlamı doğumdur.  Tarih yazımında İsa'nın doğduğu yıl kastedilir ve "0" olarak kabul edilir.

Bir de Günümüzden Önce anlamında kullanılan kısaltmalar vardır. Burada hesaplama "0" noktasına yani milata göre değil günümüzden kaç yıl önceye ait olduğunu belirtmek için kullanılır.

Göbeklitepe'nin Yapılışı..................................0..........................................Günümüz
y.  10. 000 ...................................................... +............................................2 000

Göbeklitepe'nin günümüzden 12. 000 yıl önce kurulmuş olduğu düşünülmektedir. Bu iddia yaklaşık bir tahmindir (y).
Bunun İngilizce olarak kısaltması;"Günümüzden Önce" (BP)'dir. BP 12. 000 gibi. BP (Before Present). Bu tür kısaltmalar daha çok arkeometrik sonuçlarla elde edilen çok daha eski dönemlere ait tarihler için kullanılır. Bu laboratuvar ölçüm tarihleri sürekli olarak düzeltilmektedir. Eğer düzeltmiş bir tarih kullanılıyorsa o zaman da Kalibre sözcüğünün kısaltması olan "C" veya "cal." kısaltması ile bu durum belirtilir. c. BP 12.000 gibi.


şu kaynaklara da bkz.

https://www.arkeolojikhaber.com/haber-milat-common-era-milattan-once-ve-milattan-sonra-kisaltmalari-16914/

https://kaynaklarlatarih.blogspot.com/2020/01/arkeoloji-bir-buluntunun-yasn-nasl.html

11 Aralık 2018

Öğrencinin Sınıf İçi Performansını Ölçme, Değerlendirme Kriterleri ve Rubrik

Dilara Kahyaoğlu
2006

Önemli: Aşağıya uygulamaya ve dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin notlar da yazdım. Lütfen onlara da bkz.

A- Öğrencilerin grup ve sınıf çalışması sırasındaki bireysel etkinliklerinin değerlendirilmesi 
(40 puan)

Beklenir/Kriter
İyi
Orta
Yetersiz


Konuşma- Tartışma
Her zaman söz alır, konuşur, canlıdır, fikir üretir, yaratıcıdır, argüman üreterek tartışır.

Ara sıra söz alır. Zaman zaman konsantrasyonu kaybolur. Canlı olduğu anlarda fikir üretir. Argümanla yanıt vermeyi ara sıra ihmal eder.
Nadiren söz alır. Çoğu zaman başka şeylerle ilgilenir. Sık sık uyarı vermek gerekir. Argümanla yanıt vermeyi çok sık ihmal eder. Kendi doğrularını ileri sürer, kabul ettirmeye çalışır.

*Notlara bkz.

Dinleme
Etkin dinler, beden dili dinler, fikir üretmek için dinler, canlıdır. İleri sürülen argümanların farkındadır.
Dinleme anında zaman zaman konsantrasyonu kaybolur, ileri sürülen argümanlara ara sıra dikkat etmez.
Dinleme anında çok sık olarak konsantrasyonu kaybolur, ileri sürülen argümanlara çoğu zaman dikkat etmez.

*Notlara bkz.


İşbirliği
Birlikte çalışır, canlıdır, zevk alır, malzemelerini paylaşır, destek verir, destek alır, Arkadaşlarının ve öğretmeninin uyarılarını dikkate alır.
Canlı olduğu anlarda işbirliğinden zevk alır. Ara sıra destek alır ve verir. Arkadaşlarının ve öğretmeninin uyarılarını zaman zaman ihmal eder.
Nadiren işbirliği içinde çalışmaktan zevk alır. Nadiren destek alır ve verir. Arkadaşlarının ve öğretmeninin uyarılarını sık sık ihmal eder.

*Notlara bkz.

Sorumluluk


Görev alır, gönüllü olur, işini zamanında ve istenilen şekilde yapar, sonuçlandırır.
Ara sıra gönüllü olur. İşi zamanında ve istenilen nitelikte yapmayabilir. Uyarı vermek gerekebilir.

Nadiren gönüllü olur. Görev almak istemez. Aldığında ise, işi zamanında ve istenilen nitelikte yapması için çok sık uyarmak gerekir.

*Notlara bkz. 



Demokratik İlkeler
   Söz kesmez, ayrımcılık yapmaz, küçümseyici ve aşağılayıcı ifadeler kullanmaz. Eşit davranır, adildir. Kendi hakkını da başkasının haklarını bilir, korur. Bunlara uygun davranmaya her zaman dikkat eder.
Zaman zaman söz kesebilir. Küçümseyici ve aşağılayıcı ifadelere başvurabilir. Kendi haklarının bilir ama karşısındakinin de aynı haklara sahip olduğunu unutabilir. Uyarıları alır. Özür diler.
Çoğu zaman söz keser. Küçümseyici ve aşağılayıcı ifadelere başvurabilir. Ayrımcı ifadeler kullanabilir. Kendi haklarını bilir ama karşısındakinin de aynı haklara sahip olduğunu çok sık unutur. Uyarılara direnç gösterebilir.

*Notlara bkz.

10 Aralık 2018

Sınıf Çalışması ve Sınıf Yönetimi


Sınıf çalışması, bütün sınıfın birlikte çalışması demektir. Çalışma sözcüğü etkin bir duruma işaret etmek için kullanılmıştır. Çünkü bir öğrencinin veya öğretmenin sadece anlattığı, diğerlerinin dinlediği bir durum söz konusu değildir.

Büyük grup” adını özellikle kullanmadım çünkü sınıf  “büyük grup” değildir, sınıfın tamamından, bütün kitleden bahsedilmektedir. Büyük grup, iki küçük grubu birleştirerek yapılabilir ve bu durumda ona “büyük grup” demek daha doğru olacaktır. Bir başka neden de bu tür etkin çalışma yöntemlerine verilen isimler, daha çok okul dışındaki kurum personellerinin eğitimleri sırasında ortaya çıkan literatürün etkisi altında verilmiş isimlerdir. O tür çalışmalarda ortada “sınıf” olmadığı için “sınıf” kelimesi kullanılmamış ve “büyük grup” denilmiştir. Ama bizler sınıfta çalışma yapmaktayız ve sınıf sözcüğü öğrenciye de öğretmene de yakın duran, tanıdık gelen ve hemen kavranan bir sözcüktür. Bu nedenle basit bir yola başvurulmuş gruplar çalışıyorsa “grup çalışması” ama bütün sınıf birlikte çalışıyorsa “sınıf çalışması” denilmiştir. İki kişi çalışıyorsa “ikili çalışma”, tek kişi kendi kendine çalışıyorsa da “bireysel çalışma”…

09 Aralık 2018

Sunum Kriterleri, Göstergeler ve Rubrik



Dilara Kahyaoğlu 

(öğrencilerin ilgili bir konuda, topluluk karşısında bir konuyu aktarırken; uyması gereken kriterler,  göstergeler ve derecelendirilmiş puan cetveli)

Lütfen aşağıdaki notlarıma da bkz. Önemlidir.

KRİTERLER
GÖSTERGELER
HİÇ (0)
ORTA (1)
TAM (2)

ZAMANA UYMA

Zamanı doğru kullanma ve içeriği verilen zamanı kullanarak aktarma

Verilen süreye uyar. Sunumunu zamanında bitirir. Verilen süreyi eksik kullanarak içeriğin ve anlamanın eksik kalmasına yol açmaz.

(DİKKAT! Verilen süre eğer 10 dakika ise; o sürenin
 tamamını kullanmak ve doğru kullanarak sunum yapmak önemlidir. 10 dakika veya konuya göre 5 dakika veya yine konuya göre yarım saat boyunca konuşmak ve anlatmak, içeriği tam olarak iletmek; ancak iyi bir araştırma, planlı çalışma ile yapılabilir. Ne
eksik ne fazla esas kural budur.)
0
1
                     2            
Süreyi 5 dakika ve daha fazla aştı.
Veya sunumu, verilen sürenin yarısı kadar bir sürede tamamladı. İçerik çok eksik kaldı.
Süreyi 1-4 dakika kadar aştı. Veya sunumu verilen sürenin
¼ gibi bir sürede eksik tamamladı. İçerik eksik kaldı.
Zamanında bitirdi. Süreyi doğru kullandı. İçeriğin verilen süre içerisinde tam olarak aktarımını sağladı.
KAYNAK KULLANMA

Aynen aldıklarının (alıntıladıklarının) referansını verir.
Yararlandığı kaynakları gösterir.
0
1
                     2            

Hiç Kaynak göstermedi.

Bir tane kaynak gösterdi.

Birden çok kaynak gösterdi.

Finlandiya Eğitim Sistemini Başarılı Kılan Özellikler Üzerine (2)

Rahime Çobanoğlu
Koray Kasapoğlu

[Konu Finlandiya'daki eğitim. Bunun üzerine gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan çok şey yazıldı, yazılmaya da devam ediyor. Bu makaleyi de diğeri gibi yıllar önce okumuş ve beğenmiştim. Burada da Fin eğitim sistemi, kaynaklara dayanarak ana hatlarıyla oldukça başarılı bir şekilde aktarılmıştır. Blogda okumaya uygun hale getirmek için biçimiyle oynadım: başlıklar koydum, kimi yerleri koyulaştırdım, referansların fontunu küçülttüm, başlıkların fontunu büyüttüm, yeni paragraflar yarattım vb. Makalenin başında yer alan; özet, anahtar sözcükler, giriş (1. bölüm) ile uzun kaynakça kısmını bloga almadım. 
Aldığım bölümler, makalenin birebir aynısıdır (belirtilen biçim değişiklikleri hariç).
İsteyen aşağıda belirtilen kaynağa giderek makalenin özgün halini okuyabilir, kaynakça kısmını inceleyebilir.
Sayfa sonundaki notumu da okuyunuz lütfen. DK]

....

2. Finlandiya ve Eğitim Sistemi 
Avrupa’nın kuzeyinde, Baltık Denizi kıyısında yer alan Finlandiya, 5.34 milyon nüfusa (2009 tahmini) sahip bir İskandinav ülkesidir (Population Register Centre [PRC], 2009). 1995 yılından itibaren Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında yer alan Finlandiya, endüstrisi ve hizmet sektörü yaklaşık % 90 işgücü kullanan gelişmiş bir Batı ülkesi olmakla birlikte (Finlandiya Büyükelçiliği, 2007) Doğu ile Batı arasında sınır oluşturan coğrafî konumundan ötürü yönetimsel geleneklerden genetik mirasa kadar hemen her yerde Doğu kültürüne ait bazı unsurları barındırmakta ve diğer İskandinav ülkeleriyle karşılaştırıldığında kültürel olarak daha otoriter, totaliter ve kolektivist kalmaktadır (Simola, 2005).

06 Aralık 2018

Finlandiya Eğitim Sistemini Başarılı Kılan Özellikler Üzerine (1)


[Konu Finlandiya'daki eğitim. Bunun üzerine gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan çok şey yazıldı, yazılmaya da devam ediyor. Bu makaleyi yıllar önce okumuş ve beğenmiştim. Fin eğitim sistemi, kaynaklara dayanarak ana hatlarıyla oldukça başarılı bir şekilde aktarılmıştır. Blogda okumaya uygun hale getirmek için biçimiyle oynadım. Başlıklar koydum ve kimi yerleri koyulaştırdım. Makalenin orijinal haline müdahale etmedim. Uzun kaynakça kısmını buraya almadım. İsteyen aşağıda belirtilen kaynağa giderek makalenin özgün halini okuyabilir. Sayfa sonundaki notumu da okuyunuz lütfen. DK]


 Finlandiya’nın PISA’daki Başarısının Nedenleri: 
Türkiye için Alınacak Dersler 
Yrd. Doç.Dr. Ali ERASLAN
2009

"Uluslararası karşılaştırmalı çalışmalardan biri olan PISA projesinde Finli öğrencilerin matematik, fen bilimleri ve okuma becerisi konu alanlarında 2000, 2003 ve 2006 da göstermiş oldukları üstün başarı tüm dünyada özellikle bu çalışmalarda alt sıralarda yer alan diğer OECD ülkelerinde büyük dikkat çekmiştir. Bu yüzden bu çalışmanın amacı yazarın Finlandiya’daki gözlemleri ve ilgili literatürü kullanarak, Finli öğrencilerin elde ettiği bu başarının arkasındaki eğitim sisteminde öne çıkan dört ana faktörü açıklamak ve bunların farklı bir eğitim sistemi ve sosyo-ekonomik yapıya sahip Türkiye’deki durumla karşılaştırarak Finlandiya örneğinden ne gibi dersler çıkarabileceğimizi tartışmaktır.

Bu dört ana faktör şu şekildedir:

(1) öğretmen yetiştirme programı,
(2) geleneksel okul yaşamı,
(3) kültürel olarak öğretmenlik mesleğine bakış ve
(4) hizmet içi öğretmen eğitimi.

23 Ekim 2017

Düşünme Eğitimi Projesi

Dilara Kahyaoğlu
2009


ERG ve MEB'in birlikte yer aldığı "Düşünme Eğitimi"  seçmeli dersi için, kaynak kitap hazırlanması ve ona öğretmenlerin kullanabileceği bir kılavuz oluşturulması projesinde koordinatörlük yapmış ve Genetik teması için etkinlikler hazırlamıştım. Bu öğretmen kılavuz kitabı hiç bir zaman basılmadı. MEB, bu çalışmaları kabul etmedi. Değişiklikler yapılmasını istedi,  temeli değiştirecek talepleri kabul edilmediği için  kitap basılamadı. Ben de kendi çalışmamı, yılar sonra bile olsa; yararlanılması ve bilinmesi amacıyla yayımlamak istedim.

03 Nisan 2016

Mini Mini Birlerle Yeni Müfredatı Konuştuk


Söyleşi: Dilara Kahyaoğlu
2005

Eğitimsen İstanbul 3 Nolu Şube’de, hepsi de birinci sınıf öğretmeni olan ve İstanbul’un merkezi semtlerindeki okullarda görev yapan; Ayşe, Necla ve Yıldız ile bir araya gelip yeni müfredatı değerlendirmeye çalıştık…


“Sorgulamayacaksınız, bunu değiştiremeyiz!”

Dilara: Öncelikle müfredatın hazırlanma süreciyle ilgili biraz konuşalım istiyorum. Örneğin, hazırlık aşamasında sizlerin de fikirleri alındı mı? Okul müdürlüğü veya başka kanallarla…

Necla, Ayşe, Yıldız: Hayır (bir ağızdan, hemen yanıtlıyorlar).

Necla: Bana göre bir emrivaki bir uygulama söz konusu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz diye ne bir anket, ne bir toplantı, hiçbir şey olmadı.

Dilara:  Program taslağı geldi mi? Hani onun üzerinde düşünülsün, birlikte tartışılsın, görüşler de okul müdürlüğü aracılığıyla veya bireysel olarak gönderilsin diye…

Necla: Hayır ama program bittikten sonra iki kere kurs gördük. Aslında daha önceden de belli konularda bir çok kursa katıldık. Biz bu tip kurslara formalite gereğidir diye bakarız, aslında verenler de  öyle bakıyorlar. Bununla ilgili de yapılan tek çalışma budur. İki defa  kurs verdiler bize.

Dilara: Programın resmen kabul edilmesinden sonra ki süreçten bahsediyorsun?

Necla: Evet. Programı tanıtma kurslarıydı bunlar. Bu kurslardan birinde ilginç bir şey de yaşadım. Kursu veren müfettiş bir şeyler anlatıyordu, ben de bir soru sordum, bayağı normal bir soru, anlamadığım bir şeyle ilgiliydi, şu anda soruyu bile hatırlamıyorum. Müfettişin bana yanıtı “yargılamayacaksınız arkadaşlar, sorgulamayacaksınız, bunu değiştiremeyiz” şeklinde olmuştu. En ufak bir soruya bile tahammülleri yok.

22 Şubat 2016

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Dersi - 20. yüzyılda Dünya ve Türkiye Tarihi Kitabı

Dilara Kahyaoğlu
 Şubat 2007 


Hepimizi sevindiren ilk haberler Ocak 2002 tarihinde gelmeye başlamıştı: Liselere ‘20. Yüzyıl Tarihi’ dersi konulacak... O sıralar liselerin dört yıla çıkarılması da tartışılıyordu ve dersin hangi sınıfa konulacağına ise, liselerin 4 yıla çıkarılmasından sonra karar verilecekti.

Yıllardan beri UNESCO, Avrupa Tarih Öğretmenleri Birliği (EURO CLİO) Uluslararası Ders Kitapları Enstitüsü ve benzeri kuruluşlarla işbirliği yaparak bölgesel seminerler düzenleyen,  “Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi” gibi bir projeyi TÜBA ile ortaklaşa yürüterek ders kitaplarının feci durumunu kamuoyu ile paylaşan Tarih Vakfı, işte tam da bu haberler üzerine alternatif, insan haklarına saygılı, tarihçilik mesleğinin gereğini yerine getiren, pedagojik açıdan ince ince düşünülmüş, ezberlemeye değil üzerinde çalışma yapmaya elverişli bir kitap  yazma projesini de gündeme getirdi. Kitap 2005 yılında piyasaya çıktı. Kitabın yazarları Gökçen Alpkaya ve Faruk Alpkaya idi…

Maalesef  tam o sıralar (Temmuz sonu 2005)  yeni bir haber duyuldu.  Bakan Hüseyin Çelik’in de onayladığı son duruma göre  “Çağdaş Tarih” sadece ve sadece genel liselerin ‘sosyal bilimler’ alanı ile sosyal bilimler liselerinde okutulacaktı.  “Sosyal Bilimler” alanının öğrenciler tarafından en az tercih edilen bir alan olduğunu, esas yığılmanın “Türkçe-Matematik” alanında olduğunu hatırlatmak isterim. Verilen mesaj şuydu: Bu dersi yani modern tarihi / yakın tarihi öğrenmeye sadece sosyal bilimler alanında okuyan öğrencilerin hakkı ve ihtiyacı vardır. Gerisi ne olursa olsun; nasıl olsa onlar mühendis olacak, doktor olacak ve yakın tarihlerini bilmeye, bilinçli yurttaşlar olmaya hakları yok, ihtiyaçları da yok. Zaten onların böyle şeylerle uğraşacak zamanları da olmayacak… Böyle mi? Ben bu karardan bu sonuçları çıkartırım. Keşke Oğuz Atay’ı okusalardı. 15 eylül 2006 yılında alınan karar gereğince bu dersin 2 saatlik seçmeli ders olarak konması da bu durumu düzeltemez.[1] Çünkü gerek fen bilimleri gerekse Türkçe-matematik alanı öğrencileri –öğretmenler de, idareciler de-  ÖSS’yi de düşünerek kendi alanları dışında seçmeli ders almak istemiyor, ayrıca kaç saatlik seçmeli ders hakları var ki…

Rapor 2007: Yeni 8. Sınıf TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Programı Hakkında Görüşler



Tarih Vakfı Tarih Öğretmenleri Çalışma Komisyonu
            Derleyen Dilara Kahyaoğlu



YENİ 8. SINIF TC İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
PROGRAMI HAKKINDA GÖRÜŞLER

Tarih Vakfı Tarih Öğretmenleri Çalışma Komisyonu 23 nisan 2007 tarihinde toplanarak, yeni programı hem eskisiyle kıyaslayarak hem de kendi içinde; konuların niteliği, kazanımların niteliği, etkinliklerin niteliği, tarih metodolojisi, pedagojik yaklaşım, açısından analiz etmiştir. Ön rapor sayısız örnekle birlikte sayfalarca tuttuğu için, örneklerin azaltılarak daha kısa bir nihai rapor yazılmasına karar verilmiş ve böylelikle bu rapor ortaya çıkmıştır. Saptama ve değerlendirmelerimize ilişkin sonuçlar aşağıdadır.

1. KONULARIN NİTELİĞİ

       1.1. Bazı konular programdan kaldırılmıştır. İncelendiğinde bunların “BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI” ile ilgili konular olduğu görülmüştür. Kaldırılma gerekçesi olarak, bu konuların yedinci sınıfta işlendiğine dair bir açıklama getirilmiş olmakla beraber öğretmenler bu değişikliğe sıcak yaklaşmamışlar, Milli Mücadele konusuna başlarken Birinci Dünya Savaşı ile ilgili problemlere değinmeden başlamanın doğru olmadığını, geçen sene okunan bilgilerin unutulduğunu, her durumda mutlaka bir hatırlatma gerektiğini belirtmişlerdir.


1.2. Bazı eski  temalar başka isim veya başlık altına girerek varlıklarını sürdürmektedir. Bunlar öğretmenler tarafından “barışçıl değerlere” aykırı bulunan, “biz- ötekiler” ikilemini körükleyen, ders kitapları yazılırken “özcü ve normatif  önermelere” ister istemez yola açan, bu nedenle de en fazla eleştirilen, tarih ders kitabına yakıştırılmayan, ideolojik yüklemelerle dolu olduğu için kaldırılması en fazla istenen konulardı. Örnekler aşağıdadır.

17 Şubat 2016

Rapor 2008: Lise Tarih Programları Değişti (?)



Dilara Kahyaoğlu
Tarih Öğretmeni

Bu yazı Toplumsal Tarih dergisinin eki olan "Eğitim Bülteni"nin Eylül 2008 sayısında yayımlanmıştı.

Lise 9.sınıf tarih programı 2007 tarihinde yani gecen sene yayımlanmıştı. Bu  öğrenim yılından itibaren de uygulanmaya başlanacak.[1] Bu arada 10 sınıfların tarih programı da yayımlandı ama onun uygulanmaya başlanması ancak önümüzdeki seneden itibaren (2009-2010) olacak [2]. 

Gecen seneden beri büyük bir hızla devam eden yüzlerce gönüllünün katıldığı Ders Kitaplarında İnsana Hakları projesi (DKİH 2) çerçevesinde yeni müfredatlara uygun olarak yazılmış, her ders bazında onlarca kitap tarandı. Bilindiği üzere bu proje ders kitaplarında insan hakları projesinin ikinci ayağı. Birincisi  yıllar önce yapılmıştı ve o sırada eski müfredata ait ders kitapları incelenmiş, taramalar yapılmış, raporlar yayımlanmıştı [3]. Yeni 9.sınıf programının ete kemiğe bürüneceği ders kitapları henüz elimizde yok. Okullar açıldığında elimize ulaşacağını hayal ediyoruz ama nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızı bilmemiz için müneccim olmaya gerek yok, özellikle DKİH 2 projesinin sonuçları ders kitaplarının nasıl olacağına dair önemli ipuçları veriyor. DKİH 2 sonuçları, “yeni müfredat”a uygun olarak yazılan sosyal bilgiler ders kitaplarının, beklentinin aksine paradigmatik bir değişim geçirmediğini göstermiştir.