09 Eylül 2018

Çalışma: Türklerin Anayurdu Orta Asya veya İç Asya

Dilara Kahyaoğlu
1998


.

Türklerin, ilk olarak ortaya çıktıkları yer Orta Asya’dır (İç Asya).
Orta Asya’nın sınırları: Kuzeyde, Sibirya; Güneyde, Himalaya dağları; Batıda, Hazar denizi ve Aral gölü; Doğuda, Kingan Dağları bulunur.

Son Arkeolojik, filolojik ve tarihi araştırmalara göre ilk ana yurdun; Altay Dağları ile Ural Dağları ve Aral gölü arasında olduğu ileri sürülmüştür.


SORU:  Harita üzerinde bu yerleri bulup inceleyiniz.

08 Ağustos 2018

Çalışma: Türk ve Türkiye İsmini Tartışmak

Dilara Kahyaoğlu
1998


Birinci Dünya Savaşını gösteren bu haritada Osmanlı  değil,
 (Ottoman) Türkiye ismi kullanılmış.
                                                          
SORU: Bunun nedenleri üzerinde tartışınız.



TÜRK ADI ÜZERİNE..
Türk kelimesinin anlamını bulmaya çalışan birçok araştırmacı veya yazardan bazılarının yorumu şunlardır: 
Wamberly, 1879’da Türk kelimesinin anlamını, “Türemek” olarak açıklarken; 
Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat it Türk adlı eserinde Türk kelimesinin anlamını, “Olgunluk çağı” olarak ifade etmiş; 
Ziya Gökalp ise “Töreli” anlamına geldiğini belirtmiştir.

Türk adı, Orhun kitabelerinde, iki heceli bir şekilde “Türük” olarak geçer. Bu kelime zamanla tek heceli Türk kelimesine dönüşmüştür.

Görüldüğü gibi Türk kelimesinin anlamı konusunda ortak bir görüş yoktur. Ama bir çok yazar, başlangıçta sadece bir boyun ismi olan Türk kelimesinin, Göktürkler zamanından başlayarak, tüm “budun”un adı olarak kabul edilmiş ve böylece yerleşmiş olduğunu düşünür.

30 Temmuz 2018

Cumhuriyet Döneminde Milli Kimlik Meselesi

Dilara Kahyaoğlu
1998

Yeni harflerin tanıtımı amacıyla yapılan gösterilerden bir sahne
Osmanlıca aynı harflerle yazılan Gül, Gel ve Kel kelimelerinin, yeni harflerle nasıl farklı yazıldığı gösterilmiş.

1. İlk dönemlerde Türk kimliği meselesi

Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkçülük yani milli kimlik meselesi pek gündeme gelmez. O anda asıl mesele olan “kurtuluşa” kilitlenmiştir savaşın önderleri. Hatta Türkçülükten daha çok Müslümanlık ön plana çıkarılır. Yunanlılar özelinde Hristiyan alemine karşı yapılan bir savaşa karşı seferber edilmiş gibidir Anadolu halkı. Lozan görüşmeleri ve sonunda imzalanan Lozan Antlaşması bu açıdan ilginç bir yaklaşım örneği olarak araştırmaya değer sonuçlar içermektedir.

29 Temmuz 2018

Tanzimat Dönemi ve Sonrasında Türk Kimliği Meselesi: Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük


Dilara Kahyaoğlu
1998


Kaynak: Didar-ı Hürriyet, Kartpostallarla II. Meşrutiyet,
Sacit Kutlu İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, s. 107
1839 Tanzimat Fermanı’nın ilan edildiği yıllar Avrupa’da milletlerin oluşmaya başladığı ve buna paralel olarak milliyetçi ayaklanmaların görüldüğü tarihsel bir dönemdir. Nitekim Osmanlı'ya bağlı bir çok etnik grup da Osmanlı’dan ayrılmak için ayaklanmalar çıkardılar. Bu ayaklanmaların hem içsel hem de dışsal nedenleri vardır ama bu mesele konumuzun ana ekseni dışında kaldığı için burada ayrıntılara girmeden sadece bir hatırlatıp geçiyoruz.

Bu parçalanma sürecini önlemek isteyen Osmanlılar ilk kez Tanzimat fermanı ile çıkarlar Osmanlı halklarının karşısına. Balkan uluslarına ve diğer etnik azınlığa verecekleri tavizlerin Osmanlı’yı parçalanmaktan kurtaracağını düşünürler. İşte bu birliği sağlamak adına benimsenen ideoloji “Osmanlıcılık” olur. Burada amaç tüm Osmanlı halklarını “Osmanlı Kimliği” altında birleştirmek ve Osmanlı Ulusu yaratmaktır. Ama sonuç başarılı olmaz, dağılma ve parçalanma hızla sürer.

18 Temmuz 2018

2005 Yılından... Yeni Sosyal Bilgiler Programları: Değişen Bir Şey Var mı?

2005
Dilara Kahyaoğlu


Kaynak
Yaklaşık üç sene önce hazırlanmaya başlanan yeni öğretim programları -benim ilgilendiğim alan olarak sosyal bilgiler programı- bu sene ilköğretimin birinci kademesinde uygulamaya girerek nihayet ete ve kemiğe büründü, buzdağının dibi göründü. AB süreciyle ilintili olarak çok hızlı başlayan çalışmalar nihai noktaya varmış gibi görünüyor. Piyasaya  çıkan yeni ders ve öğrenci çalışma kitapları ise gerçekte sınıfta işlerin nasıl yürüyeceğine ve yürütüleceğine dair önemli ipuçlarını barındırıyor.

Onlarca yıldır, benim bildiğim en azından 70’li yıllardan beri eğitim dünyasının içinden kişiler, kurumlar, veliler ve çeşitli kitle örgütleri; programları, eğitim sistemini, ders kitaplarını eleştirdiler, yazdılar, konuştular ve bunların hepsi de milattan önceki döneme yani AB eksenli düşünülmeyen o döneme ait girişimlerdi. Dolayısıyla burada bir parantez açıp şunu özellikle vurgulamak gerektiğini düşünüyorum: Eğitimde yapılan reform hareketini sadece ve sadece AB’cilerin isteği, etkisi ve girişimi olarak göstermek, bu düzeye indirgemek; bu konuda yılardır uğraşan, didinen insanlara yapılan ciddi bir haksızlık ve ayıptır. Belki de burada değişen tek şey hükumet politikasındaki yeni yönelimdir. Nihayet… Ama daha  önceye değil, şimdiye yani milada ait bir değişim bu.  Bu ülke insanlarının onlarca yıllık talep ve mücadelesinin bir miladın içinde, “dış eksenli”, “komplo teorisi” çığlıkları arasında eriyip gitmesi  ne yazık…

10 Haziran 2018

Nükleer Silahların Deneme Yeri Olarak Semipalatinsk



Dilara Kahyaoğlu
2018 Haziran


“Radyasyon tehlikesi var!" 
Semipalatinsk,  Kazakistan'da bulunan bir bölgenin ve merkez şehrinin (şimdiki ismi Semey) adıdır. SSCB zamanında “poligon” olarak da bilinen bu bölge, nükleer denemelerin yapıldığı ilk ve birincil alandı. Daha sonra SSCB'nin başka yerlerinde de test alanları oluşturulmuştu.

ABD'nin 1945'te Hiroşima'ya[1] attığı İLK atom bombası tarihi geri dönülemez bir şekilde değiştirdi. ABD bununla da yetinmemiş Nagazaki'ye[2] de ikinci atom bombasını atmıştı. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonunda olan bu dönüm noktası olay; iki kutuplu dünyanın, iki baş kutbunun (ABD ve SSCB) nükleer silah 
yarışına girdikleri çılgınca bir sürecin başlangıcını oluşturur.

Nükleer fizik alanıyla, bunlar daha daha çok teorik çalışmalar olsa da, Alman bilim insanlarının yoğun olarak uğraştıkları biliniyordu. Almanların, nükleer silahların denemelerini yaptıkları öne sürülmüş olsa da bu konuda kanıt bulunamamıştır. Ama ABD'de birçok bilim insanı Almanların bu bombayı yaptığına inanıyordu. Bu inançla hızla atom bombası yapmaya giriştiler (Manhattan Projesi) ve bombayı; 1945’te, daha savaş bitmeden yapmayı başardılar[3].