Milli Kimlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milli Kimlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Ağustos 2018

Çalışma: Türk ve Türkiye İsmini Tartışmak

Dilara Kahyaoğlu
1998


Birinci Dünya Savaşını gösteren bu haritada Osmanlı  değil,
 (Ottoman) Türkiye ismi kullanılmış.
                                                          
SORU: Bunun nedenleri üzerinde tartışınız.



TÜRK ADI ÜZERİNE..
Türk kelimesinin anlamını bulmaya çalışan birçok araştırmacı veya yazardan bazılarının yorumu şunlardır: 
Wamberly, 1879’da Türk kelimesinin anlamını, “Türemek” olarak açıklarken; 
Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat it Türk adlı eserinde Türk kelimesinin anlamını, “Olgunluk çağı” olarak ifade etmiş; 
Ziya Gökalp ise “Töreli” anlamına geldiğini belirtmiştir.

Türk adı, Orhun kitabelerinde, iki heceli bir şekilde “Türük” olarak geçer. Bu kelime zamanla tek heceli Türk kelimesine dönüşmüştür.

Görüldüğü gibi Türk kelimesinin anlamı konusunda ortak bir görüş yoktur. Ama bir çok yazar, başlangıçta sadece bir boyun ismi olan Türk kelimesinin, Göktürkler zamanından başlayarak, tüm “budun”un adı olarak kabul edilmiş ve böylece yerleşmiş olduğunu düşünür.

30 Temmuz 2018

Cumhuriyet Döneminde Milli Kimlik Meselesi

Dilara Kahyaoğlu
1998

Yeni harflerin tanıtımı amacıyla yapılan gösterilerden bir sahne
Osmanlıca aynı harflerle yazılan Gül, Gel ve Kel kelimelerinin, yeni harflerle nasıl farklı yazıldığı gösterilmiş.

1. İlk dönemlerde Türk kimliği meselesi

Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkçülük yani milli kimlik meselesi pek gündeme gelmez. O anda asıl mesele olan “kurtuluşa” kilitlenmiştir savaşın önderleri. Hatta Türkçülükten daha çok Müslümanlık ön plana çıkarılır. Yunanlılar özelinde Hristiyan alemine karşı yapılan bir savaşa karşı seferber edilmiş gibidir Anadolu halkı. Lozan görüşmeleri ve sonunda imzalanan Lozan Antlaşması bu açıdan ilginç bir yaklaşım örneği olarak araştırmaya değer sonuçlar içermektedir.

21 Nisan 2018

İnsanlar Ulusal Bir Kimliğe Sahip Değilken Kendilerini Nasıl Tanımlıyorlardı?

Dilara Kahyaoğlu
1998
Mazzini'nin dergisini okuduğu için kurşuna dizilen yurttaşlar

Milli kimlik kavramından önce insanların kimliklerini belirleyen kaynaklar aile, aşiret, soy veya dindi.

Bu yüzden geleneksel toplum ve topluluklarda kimlik bir sorun değildi. Hemen herkes, herkesin kim olduğunu bilirdi. Herkesin kim olduğunu töreler belirlerdi, insanlar hangi kimliklerle doğmuşsa, çevrelerinden de doğal bir şekilde kabul görürdü.

Ulusal devletler kimliğini arayan geleneksel topluluklardan oluşan kendi halklarına “ulusal bir kimlik” verdiler. Sen artık “şu”sun dediler. Toplumun bu ulusal kimliği içine sindirmesini ona sahip çıkmasını beklediler. Yurttaşlık ahlakı bunu gerektiriyordu. İşte bu aşamada geleneksel bir topluluğa milli devlet tarafından verilen “resmi kimlik” topluluğun aradığı geleneksel kimlik ile uyuşmuyorsa kimlik sorunu da kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Bu anlamda bütün ulusal devletler şu ya da bu ölçüde kimlik sorunu yaşamıştır. “Ben kimim?” sorusuna kişinin veya toplumun verdiği yanıt, ondan beklenen yanıttan farklı ise toplumlarda kimlik bunalımı ortaya çıkar. Örneğin kişinin kendi değerler sıralaması içinde öne çıkarttığı kimlik “Müslümanlık” iken ondan beklenen yanıt “Türküm” demesi ise burada bir çelişki ve bunun arkasından gelen bir kimlik bunalımı var demektir.