30 Ocak 2022

Avrupalı Tarih Öğretmenleri, Türkiyeli Tarih Öğretmenleriyle Buluştu

Dilara Kahyaoğlu
Haber

28- 29 Ekim 2001           

** Bu kitap 2021 yılında basılmıştır. 


Tarih Vakfı, tarih eğitiminin ve tarih ders kitaplarının iyileştirilmesi çerçevesinde gerçekleştirdiği bir dizi etkinlik ve çalışmaya  28- 29 Ekim 2001 tarihinde Bilgi Üniversitesi Kuştepe  Kampüsü’nde   gerçekleştirdiği uluslararası bir toplantıyla devam etti.

Tarih Vakfı’ndan proje sorumlusu Bahar Şahin’in 8.45 de başlatıp 17.00’de bitirdiği toplantılara “Avrupalı” kanattan Euroclio  Başkanı Joke Van der Lowe, İngiltere’den Robert Stradling, Fransa’dan Etienne Copeaux ve Claire Copeaux’nun , Türkiye’den ise Marmara bölgesi öğretmenlerinden yaklaşık otuz kişinin katıldığı “Avrupalı Tarih Öğretmenleriyle Türkiyeli Tarih Öğretmenleri Buluşması” toplantısının oturum başkanlığını Tarih Vakfı Genel Sekreteri  Orhan Silier yaptı.

 “Kötü tarih eğitimi, kötü eğitim, aslında gençlere saldırıdır, kötü muamelenin bir başka biçimidir, tıpkı fiziksel bir saldırı gibi tahribat yaratır, bu saldırı gençlerin yetişmelerini, uygarlaşmalarını, olgunlaşmalarını, bilinçli yurttaş olmalarını engellemeyi hedef alan, beyinlerine yapılmış bir saldırıdır” diye söze başlayan Orhan Silier  aslında bu sözleriyle  bir gün önce katıldığı toplantıya[1] göndermede bulunuyordu. Bu saptamanın  o toplantıda ifade edildiğini belirterek, bu tanımlamadan çok etkilendiğini, bunun aynı zamanda ciddi bir tepkinin işareti olarak da görülebileceğini söyledi. Bu çarpıcı girişi tarih eğitiminin iyileştirilmesi konusu ve çalışmalarının nasıl stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtmek için kullanan Silier, Tarih Vakfı’nın bu konuda ki çalışmalarına devam ederek Avrupalı tarih öğretmenleri ile Türkiyeli tarih öğretmenlerini buluşturmaya çabaladığını çünkü Avrupa’da ciddi deneyimler yaşandığını, iyileşme sağlandığını, Türkiye’de de bu alanda ciddi çabalar gösterenler taraflar bulunduğunu, dolayısıyla iki tarafın da birbirlerinden öğreneceği şeyler olduğunu belirtti. Bu arada MEB içinde de iyileşme çabalarının sürdüğünü, geçen yıl ODTÜ’ de yapılan toplantının[2] buna  örnek olarak gösterilebileceğini  örneğin bugünkü toplantıya da  MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nun oniki üyesinden biri olan Ahmet Sönmez’in de katıldığını belirterek ilk sözü R. Stradling’e[3]  verdi.

Stradling, “ 20 yüzyıl Avrupa Tarihi”nin temel meselesinin ne öğretmek değil nasıl öğretmek olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Burada daha ilk başta pedagojik bir soruyla karşılaştıklarını, bunun da “Hangi Avrupa”, “Kimin Avrupa’sı?”  sorularında  düğümlendiğini belirterek bu soruya, bakış açılarına göre çok değişik yanıtlar verildiğini ama kapsayıcı bir tanım yaparak etnik, politik, dilsel çeşitliliğe vurgu yapmanın,  referans noktası olarak çoğulculuğu almanın doğru bulduğu bir yaklaşım olduğunu anlatan Stradling,  daha sonra da bu dersi yapmanın/ yazmanın zorluklarının neler olduğunu sıraladı;

29 Ocak 2022

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Dersi İçin Bir Sınav Sorusu Örneği

 Dilara Kahyaoğlu


Aşağıda örnek olarak verdiğim soruyu geçen dönem final sınavında kullandım. Öğrencilerin bu tip soruları yapabilmesi için gerekli olan iki temel girdiden biri, işlenen konuyla ilgili tarihsel arka plan bilgisidir. Neler oldu? Nasıl oldu? Hangi tarih veya tarihlerde? Nerede veya nerelerde? Neden oldu? Nasıl sonuçlandı? Öne çıkan kişiler kimler?  Diğer girdi ise görsel okuma becerisidir.

Birinci aşamayı şu şekilde yapılandırdım (Bu yazının amacından sapmamak için ayrıntılara girmiyor, kısaca belirtmekle yetiniyorum.).

*Öncelikle 20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi kaynak kitabında[1] “Diktatörlükler ve II.Dünya Savaşı” başlığı altında bulunan metinleri ve görselleri bireysel ve grup etkinlikleri ile inceledik.

*Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi’nden[2] “totaliter rejimler” başlığını altında derlediğim bilgi metnini sınıfta birlikte okuduk ve tartıştık.

 *Charlie Chaplin’nin “Büyük Diktatör “ filmini izledik. Öğrenciler bunun sonunda film analizi çizelgesine görüşlerini yazdılar, daha sonra onları birlikte değerlendirdik.

 *Penguen haritalarından[3] yararlanarak (1938 -1953 ) II.Dünya Savaşı sürecini sınırlar, işgaller, cepheler ve savaşlar üzerinden inceledik.

 *İlgili konuda şu metinleri okuduk ve tartıştık. (Bazı metinlerin yanında analiz çizelgesi de vermiştim. O tür metinleri çizelge tamamlandıktan sonra tartıştık…)

          - Soykırımın Modern Toplum İçindeki Kökleri… [4]

          - Kavgam Ne Demektir? [5]

          - Zenofobi [6]

          - 1929- 1938 kronolojisi[7]

          - Zola’nın Dreyfus Davası[8]

          - Kahramanlığın sıradanlığı [9]          

          - “Aydınlanma Nedir?” Sorusuna Yanıt (1784)[10]

 

İkinci aşamayı yani görsel okuma becerisini geliştirmek için de şöyle bir etkinlik yaptık.

 *20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi kaynak kitabı sayfa 88-89’da bulunan John Berger’in yazısı ile yorumladığı fotoğrafı inceledik, tartıştık, daha sonra analiz çizelgesi ile öğrenciler bireysel olarak sorulara yanıtlar verdiler.

Bu çalışmalardan sonra; sınavda, aşağıdaki fotoğrafı ve soruları vererek analiz etmelerini istedim.

 

Polonya’nın Krakow Gettosu’ndaki Yahudiler,  sürgüne giderken…[11]

 Polonya’nın Krakow Gettos’ndaki Yahudiler, sürgüne giderken… İki Yahudi’nin kolundaki bant dikkat çekiyor. Fotoğraf 1943’te çekilmiş. Naziler Polonya’yı 1939’un Eylül ayında işgal etti. II. Dünya Savaşı’nın resmen başlamasına neden olan olay budur. O sırada Krakov’da 60. 000 Yahudi yaşıyordu. İşgalin hemen ardından gettolarda yaşamaya zorlandılar daha sonra da gruplar halinde sürgün edildiler, çoğu toplama kamplarında gönderildi ve yine çoğu orada öldü. Fotoğrafı çeken belli değil… (Resim altı yazısını ben hazırladım. D.K)

Okul Törenleri... Bir Kepçe Milliyetçi Söylem ve Koca Bir Tencere Hamaset

 Dilara Kahyaoğlu


Şimdiki törenler, eskilerden farklı mıdır? 


Küçükken yaşadığınız okul törenlerini hatırlıyor musunuz? Hani özellikle şu milli günler ve haftalarda yapılanları… 29 Ekim, 23 Nisan, 19 mayıs gibi… Şimdikinden farklı mıydı?

 

Şimdilerde başka türlü bir gidişat var gibi geliyor bana…

 

Aslında geçmişten bugüne yapılan nedir / neydi: Üç yemek kaşığı şiir, bir tatlı kaşığı konuşma, bir tutam müzik ve bir kepçe milliyetçi söylem…

 

Diyelim ki “cumhuriyet bayramı” kutlanacak, adı üstünde: “CUMHURİYET”… Dikkatli bir izleyici biraz düşünürse; 19 Mayıs’ta da, 23 Nisan’da da, 29 Ekim’de de özü itibariyle benzer şeylerin yapıldığını görür. Törene katılanlar her zaman duydukları ve artık ezberledikleri aynı şiirleri duyar, aynı müzikleri dinler, aynı konuşmalara tanık olurlar. Hamaset kaplamıştır her tarafı, koca bir tencere hamaset…

 

Bir ara bir moda çıkmıştı. Moda diyorum ama hala devam ediyor bu alışkanlık. Nereden geldi, kimin icadıdır bilmiyorum.

27 Ocak 2022

Toplumsal Tarih Ekleri Eğitim Bülteni

 

Sosyal Bilimler Öğretmenleri Platformu bünyesinde Tarih Vakfı'nın dergisi Toplumsal Tarih'in eki olarak Nisan 2007- Aralık 2008 arasında ve üç ayda bir yayımladığımız eklere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. 


https://disk.yandex.ru/d/ZqCoKIe7D1GpUA




14 Kasım 2021

Kaya Resminde Erginlik Töreni mi Betimlenmiş?

 Dilara Kahyaoğlu

Geçmişi Yorumlamak


Geçmişten bizlere kadar ulaşan bazı imgelerin anlamını çözmek zordur. 

Örneğin aşağıdaki kaya resmindeki görüntüleri antropologlar bir erginlik töreni olarak yorumladılar. Siz ne düşünüyorsunuz? 

Cederberg Dağlarından  Bir Kaya Resmi, Güney Afrika
Erkekliğe Giriş, Kabul Ediliş Töreni (yorum bu)

"Cederberg Dağları'nda genç erkeklerin yaşam tarihindeki bir inisiyasyon[1] olayını betimliyor gibi görünen ayrıntılı bir kaya resmi. Pelerinli figürler zaten erginlenmiş erkekler olabilir, hiçbir kadın tasvir edilmemiştir." Antropologlar resmi bu şekilde yorumluyor. 

Oliphants Nehri Vadisi, Batı Cape
Şamanların Töreni (yorum bu)

"İnsanlar ve önde gelen bir hayvan türü arasındaki yakın bir ilişkiyi yansıtıyor gibi görünen fil başlı adamlardan oluşan bir kaya resmi." Bazı uzmanlar da, figürleri trans halindeki “şamanlar” olarak görüyor. Tablo, Batı Cape'deki Oliphants Nehri Vadisi'nden.

İnsan Yüzlü El Baltası

 DK

Önyüzü insana benzer şekilde yontulmuş olan bu el baltası 1.76 milyon yıl önceye tarihleniyor. Afrika, Kenya’da Turkana Gölü kıyısındaki "Kokiselei 4" bölgesinde bulunmuş. Herhangi bir yerde keşfedilenlerden daha eski olduğunu belirtiyor kaynak.

Homo Erectus tarafından yapıldığı düşünülen el baltası
Bu ölçüm cetvelindeki kareler 1 cm olduğuna göre bu balta 20cm civarında olmalı. 

Resmi aşağıdaki kaynaktan aldım. Orada bu el baltasındaki “insan yüzü imgesi”yle ilgili bir yorum yoktu. Bu büyük bir ihtimalle tesadüftür. Peki, ama bir düşünelim: Bu tasarımın tesadüf olmadığı sonucuna varabilmemiz için neler bulmalıyız? Elimizde hangi türden veriler olmalı ki bu imge, bilinçli olarak yapılmıştır, diyebilelim.

The Past in Perspective: An Introduction to Human Prehistory, Kenneth L. Feder, s.121






13 Kasım 2021

Ur Kraliyet Mezarına Diri Diri Gömülenler

 Dilara Kahyaoğlu


Ur Kraliyet Mezarı'na diri diri gömülenlerin cesetlerini arkeologlar buldu ve kayıt altına aldı. 
 
Ur Kraliyet Mezarlığı'nda çok sayıda bireysel mezar ve birkaç kraliyet mezarı tespit edilmiştir. 

 

Ur Kraliyet Mezarlarındaki Ölüm Çukuru 1237

(daha net görmek için büyütünüz)


Ur'daki kazı ekibi, 1922-34'te Ur Kraliyet Mezarlarını ortaya çıkarırken dikkatli çizimler ve notlar üretti. Ölüm Çukuru 1237'nin çizimleri; altın, gümüş, lapis lazuli ve deniz kabuğundan yapılmış (sol tarafta bir lir dahil) zengin mezar hediyelerini göstermektedir. Bu çizimler aynı zamanda, özenle süslenmiş dişiyi (kim olduğunu kesin olarak bilmiyoruz) onurlandırmak ve cenaze töreninde ona eşlik etmek için diri diri gömülmüş olan altı erkek (alt kısım boyunca silahlı ve kapıya dizilmiş) ve altmış yedi iyi giyimli kadının kalıntılarını gösterir.

Ur Kral Mezarlıklarında ilk kazılar yapılırken çekilmiş fotoğraf

Kazı başkanı Woolley, başlangıçta 1850 mezar ortaya çıkardı ancak daha sonra 260 mezar daha belirledi. Zenginlikleri, mezarlıklarının yapısı ve ritüelleri ile diğerlerinden farklı olduğu için on altı tanesi onun için ayrı bir öneme sahipti. Taştan yapılmış odalar ve muazzam zenginlikten ötürü bu mezarların kraliyet soyundan gelen ölülere ait olduğunu düşünmüştür.

Kral Mezarlarında bulunan boğa başlı lir