11 Nisan 2019

Osmanlı Devletinin Kuruluşu: Hızlı Büyümeden Parçalanmaya

Dilara Kahyaoğlu
I. Bayezit'in cülus töreni
Osmanlılar 1355 yılında Avrupa kıt'asına ayak bastıktan sonra Balkanlarda hızla ilerlemişlerdir. Balkan devletlerinin birleşerek Osmanlılara karşı koyma ve onları Anadolu’ya geri atma çabaları sonuç vermemişti. Sırp Sındığı (1364), Çirmen (1371), Kosova (1389) ve Niğbolu (1396) savaşları aslında birleşik Balkan devletlerinin Osmanlıyı Balkanlardan atma girişimlerinin sonucu olan savaşlardır ve hepsinin sonucu da Osmanlı lehine olmuştur.

Yıldırım, başlangıçta Anadolu'yu hakimiyeti altına alsa da, Timur'un gelişiyle bu durum hızla değişecek ve Osmanlı Devleti parçalanacaktır.


Yıldırım Bayezit Döneminin belli başlı olayları 

*I. Murat'ın savaş meydanında öldürülmesinden sonra tahta oğlu Beyazıt geçmişti ki hemen arkasından beyliklerin isyan dalgası geldi. İlk mücadele I. Murat’ın ölümünü fırsat bilerek harekete geçen Anadolu Beyliklerine karşı oldu. Saruhan, Aydın, Menteşe ve Germiyanoğlu beyliklerinin toprakları ele geçirildi (1390) ve buralarda Osmanlı idari teşkilatı oluşturularak Kütahya merkez olarak Anadolu Beylerbeyliği oluşturuldu. Daha sonra Hamitoğullarının toprakları da ele geçirilince (1392) Karamanoğulları herekete geçti, I. Bayezit Karamanoğulları’nın üzerine yürüdü ama sonuçta iki beylik arasında antlaşma yapıldı. Aynı yıl Candaroğulları beyliğinin Kastamonu kısmı da ele geçirildi.

Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Fetihler, Araçlar, Sorunlar, Yöntemler

Dilara Kahyaoğlu
Yeniçeriler daimi ve profesyonel bir ordu olarak I. Murat zamanında kurulmuştur.
Minyatürde, yeniçerileri Rodos kuşatması sırasında görüyoruz.  
Osmanlı Devleti’nin yüzyıllar boyunca genişlemesi, sürekli toprak kazancı ile uğraşması olağan sayılır. Ama öncelikle; modern çağ öncesi dönemlerde "bir devlet neden sürekli bir biçimde topraklarını genişletmeye çalışırdı" sorusunu cevaplamalıyız.

Yakın zamanlara kadar, yani sanayi ve teknolojinin geliştiği 1800’lere kadar, bir devletin gücü, topraklarının genişliği ile doğru orantılıydı. Devletin topladığı vergi gelirlerinde ticaretin payı önemli olmakla birlikte, toprağa, tarıma dayalı vergiler devletin temel gelirini oluşturuyordu. Bu yüzden Venedik gibi temel uğraşı ve kazanç kaynağı ticaret olan bir devlet bile, yiyecek maddelerinin ve diğer bazı ham ürünlerin kesintisiz sağlanması amacıyla, toprak fethine girişmekten geri kalmıyordu.

Bu yüzden, Osmanlı gibi ekonomisi toprağa bağımlı bir devletin tarihinde; savaşların, fetihlerin kapsadığı alan, diğer devletlere kıyasla daha fazla sayılabilir. Osmanlı Devleti’nin bir uç boyu toplumundan başlayarak büyümesi, akıncılığı gaziliğe dönüştürmesi, kendilerine özgü bir yayılma siyaseti ve yönetimi oluşturmalarına da yol açmıştır.

10 Nisan 2019

Anadolu Beyliklerinden Önceki Dönemin Belli Başlı Olguları


Dilara  Kahyaoğlu

8. yüzyılda; Talas savaşı’ndan sonra, Türkler arasında Müslümanlık yayılmaya başladı. İlk Müslüman Türk boyu “Karluklar” olarak bilinir. Müslümanlık, diğer Türk boylarına çok daha geç yayılmıştır.
                                                                            
11. yüzyılda; Oğuzlar, geleneksel bölgelerinden Batı'ya doğru göçe başlarlar. Oğuzlar arasında Müslümanlığın yayılışı, işte bu olaydan sonra olacaktır.
                                                                                   
Anadolu’ya gelen göçebeler, özellikle Doğu ve Orta Anadolu’da “beylik” denilen siyasi birlikler oluştururlar. Bunlar esas olarak aşiret temelinde örgütlenen birliklerdir.

Selçuklu hanedanından  önce Süleyman Şah (1077) daha sonra oğlu I. Kılıç Arslan, Anadolu Selçuklu  Devleti’ni kurdu. Bu devlet, Anadolu’da Türkler tarafından oluşturulmuş, ilk siyasi birliktir.

Selçukluların Anadolu’ya egemen olduğu bu dönemde, Bizans İmparatorlu’ğu  iyice küçülür
ve Batı Anadolu’ya doğru çekilir.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluş döneminde (1096),  Batılı/Katolik  Hristiyanlar, Kudüs'ü Müslümanların elinden almak için Haçlı Seferleri’ni başlatırlar. Anadolu,  Haçlıların Ortadoğu’ya inerken kullandıkları bir geçiş yoludur artık. Bu durum bir yüzyıl kadar devam eder.

Anadolu Selçuklu Devleti, 12. yüzyılın tamamını yer yer Haçlılarla, Bizanslarla ve  Türk beylikleriyle  mücadele içinde,  zaman zaman da birbirlerine karşı çeşitli ittifaklar içinde birleşerek  geçirirler.

13. yüzyılın başlarında Haçlılar artık, Anadolu’yu doğrudan geçiş yolu olarak kullanmaktan vazgeçmiştir. Bizans iyice zayıflamış ve  bir çok Türk beyliği ortadan kaldırılmış olduğundan  Selçuklular “yükselme dönemi” denilen süreci yaşarlar. Bu dönemde ciddi ölçüde ticarete de dayanan bir ekonomik yapı yaratmayı başarırlar. Ama bu dönem kısa sürecektir.

13. yüzyılın hemen başlarında Asya’da önemli gelişmeler olmaktadır. 1205 yılında Cengiz Han, Moğol Konfederasyonu’nu oluşturur. 1206-1215 arasında Asya toprakları Cengiz Han’ın büyük toprak fetihlerine sahne olacaktır. İşte tam bu aşamada Moğollar’ın egemenliğine girmek istemeyen Türk boyları ve diğer gruplar hızla Anadolu’ya girmeye başlarlar.

Osmanlı Devleti'nin Doğuşu: I. Murat Dönemi

Dilara Kahyaoğlu
I. Murat'ı öldüren Miloş'un ve diğer esirlerin
öldürülmesi sahnesi
Arka planda yaralı I. Murat görünüyor.
Nakkaş Osman'ın çizimi
Hünername
Avrupa’ya geçişi sağlayan Orhan Bey olmakla beraber, burada asıl fetihleri yapan ve Osmanlı egemenliğini kalıcılaştıranlar ise I. Murat ve Yıldırım Beyazıt’tır. Osmanlılar,  Balkanlarda gerçekten de çok hızlı ilerledi. Kuşkusuz bunda Balkanlardaki siyasi parçalanmışlığın rolü büyüktü. Ama bu ilerlemeyi kalıcı kılmak yalnızca idari ve askeri önlemlerle mümkün olamazdı, toplumsal önlemler de almak gerekiyordu.

I. Murat’tan itibaren başlayan başlıca iki toplumsal önlem göze çarpıyor: sürgünler ve vakıflar. Sürgün siyaseti (tehcir ve iskan siyaseti) Balkanların demografik açıdan Osmanlılaşması/İslamlaşmasına katkıda bulunurken vakıf siyaseti özellikle kentsel merkezlerde Osmanlı kültürünün yerleşmesine yardımcı oluyordu. Osmanlı/İslam kültürünü biraz heterodoks bir anlayışla da olsa kırsal kesimlerde yaygınlaştırmakta dervişlerin ve tekkelerin rolünü de unutmamak gerekir.
...

09 Nisan 2019

Beylikten Devlete: Orhan Bey Dönemi

Görselin kaynağı

Osmanlı devletini adı bilinmez olmaktan kurtaracak olan Orhan’ın ilk başarısı iki yıllık bir kuşatmadan sonra Bursa kentini ele geçirmesidir. Orhan’ın tek önemli fethi bu değildir. Onun zamanında (1324-1360) Osmanlı devleti İstanbul Boğazına kadar Marmara bölgesinin Anadolu tarafındaki bütün kısımlarını fethettiği gibi, Gelibolu yarımadası ve civarını ele geçirerek Avrupa kıt'asına da geçmiştir. Ancak tarihçiler Orhan’ın bu yönüyle fazla ilgilenmezler. Avrupa’ya geçiş dışında fethedilen yerler aslında Osmanlıyı hala büyük bir devlet haline getirmemiştir. Diğer beyliklerle karşılaştırıldığında Osmanlı toprak açısından en büyük değildir henüz. Tarihçilerin Orhan’ın ön plana çıkardıkları yönü onun Osmanlıda kurumlaşma yönünde attığı adımlardır.

Osmanlı Devletinin Kuruluşu: Osman Bey (1281-1324)

Görselin kaynağı

Osmanlı devletinin kuruluşu kalın bir sis perdesi ile örtülüdür. Kuruluş tarihi üzerinde bile tarihçiler arasında tam bir uzlaşma yoktur. Bunun nedeni bu dönemle ilgili bilgimizin çok az oluşudur. Bu çok az bilgiyi de özellikle Bizans ve Osmanlı kaynaklarından derlemektedir tarihçiler. Yalnız Bizans ve Osmanlı kaynakları arasında çok önemli bir fark vardır. Bizans kaynakları olaylara bizzat tanıklık eden kaynaklardır, Osmanlı kaynakları ise çok sonraki yıllarda kaleme alınmıştır. Bu anlamda daha güvenilir görünse de, Bizans kaynakları Osmanlıya dışarıdan bakan ve bize çok az ayrıntı veren kaynaklardır. Bu yüzden tarihçiler, yine de daha çok Osmanlı kaynaklarına başvurmak zorunda kalmışlardır. Çünkü bu kaynaklar daha ayrıntılı bilgi verir.

Osmanlıların Kuruluş Yıllarında Anadolu, Ortadoğu, Balkanlar ve Avrupa

Dilara Kahyaoğlu
1997...
1299/1300 yıllarında, yani 14. yüzyılın hemen başlarındayız. 
Harita 1346 yılına aittir


1. Anadolu 


a. Siyasi Durum 

Beylikler
Anadolu Selçuklu Devleti, İlhanlılara bağımlı bir şekilde bir süre varlığını korur ama son hükümdar III. Mesut’un 1308 yılında ölmesiyle resmen sona erdiği kabul edilmektedir. Çeşitli zamanlarda Anadolu’ya yerleştirilen aşiretler, özellikle uçlarda, İlhanlı Devleti’nin denetiminden kaçabildikleri her yerde, “beylikler” kurarlar, bunlar da görünüşte İlhanlılara bağımlı durumdadır.

Bu beyliklerin en önemlileri;
Osmanoğulları; Bizans sınırında, Söğüt civarında
Germiyanoğulları; Kütahya ve civarında
Karesioğulları; Bizans sınırında, Balıkesir civarında
Aydınoğulları; denizden Bizans vd. Sınırında, İzmir civarında
Saruhanoğulları; Manisa ve civarında
Menteşeoğulları; denizden Hristiyan dünyası ile sınırdaş, Muğla ve civarında
Karamanoğulları; Konya ve civarında
Hamitoğulları; Isparta ve civarında
Candaroğulları; Sinop ve civarında
Eretna devleti; Trabzon Rum İmp’u ile komşu, Tokat, Amasya, Kayseri, Sivas vb. civarında
Ramazanoğulları; Adana ve civarında, Memluk Devleti ile komşu
Dulkadiroğulları; Maraş ve civarında, Memluk Devleti ile komşu